Fotoğrafın Gücü
Arabanın arka koltuğuna tek başıma kuruldum, ayaklarımı uzattım. Çıralı' dan
hareket ediyoruz. Köprülü kanyonu ilk kez görecek olmanın sevinci içindeyim. Bir
süre sonra öndeki arkadaş gazeteyi uzatıyor Gazeteyi karıştırmaya
başlıyorum. Orta sayfalarda kısa bir yazı "Yine bir çocuk öldürdüler" .
Irak'ta askerler komşu evlerde arama yaparlarken 12 yaşındaki Muhammed Kubaysi
evinin damına çıkıp onları seyrediyor. Bunu gören Amerikan askeri hemen silahını
doğrultup nişan alıyor. 15 yaşındaki komşunun oğlu, onun bir çocuk olduğunu ve
ateş etmemesini söylüyor, ne yazık ki asker dinlemeyip tetiği çekiyor.
Hemen gazeteyi kapattım. Devamını okuyamıyordum. Bir süre nerede olduğumu nereye
gittiğimi unutup dışarıya boş boş baktım. Ne kadar zaman geçti hatırlamıyorum
, gazeteyi tekrar açtım. Ablası kanlar içindeki kardeşini aşağıya
indiriyor. Muhammed 'in ikiz kardeşi "konuş benimle " diye bağırıyor. Muhammed
'in annesi Vefa gözyaşları içinde "Bu bir suç, bu kadar teknolojiye sahip
Amerikan askeri neden bir çocuğu öldürür ki "diye soruyor. Ve bu sırada bir
köşede, çocuğu vuran asker ağlıyor. Hangi koşullarda bu topraklarda olduğunu tam
olarak bilemediğimiz bu genç bence, eğer biraz vicdan kırıntıları taşıyorsa,
artık yaşayan bir ölü.
Savaş bitmiş, bombalar susmuş, kendilerine özgürlük getirecekleri vaadi ile
ülkelerine saldırmış olan bu insanlar özgürlük getirebilmişler mi? İnsanın insan
olmasından dolayı en temel hakkı olan yaşama hakkına bile sahip
çıkamıyorlar. Hala sorgusuz sualsiz evlere girip insanları hırpalıyor, hatta
öldürmeyi bile kendilerince haklı buluyorlar.
Küçük Muhammed nereden bilecekti ki kendi evinin damına çıkmanın suç
olabileceğini ve hayatına mal olacağını. Bu vahşeti haklı çıkaracak hiçbir
açıklama olamaz.
Bu savaşın olmaması için çabalarımız yetmemişti. Muhammed'in ve onun gibi pek
çok çocuğun ölmesini engelleyemedik
Olay gazetede birkaç satırdı ama benim gözümde bir film sahnesi gibi çakıldı
kaldı ve gitmiyor. Savaş filmleri niçin yapılır? İnsanlara savaşın korkunçluğunu
anlatmak, insana yine insanın (hayvanın değil !!!! ) uyguladığı bu vahşeti diğer
insanların görmesini ve bir daha olmaması için ellerinden geleni yapmalarını
sağlamak için değil mi? Yada ben öyle sanıyorum.
Bu korkunç sahne yıllar sonra kaç kişi tarafından hatırlanacak ? Belki bu savaş
üzerine yazılan birkaç yazıda yer alacak.
O korkunç anda, orada bir fotoğrafçı olsaydı ve olayı fotoğraflasaydı (tabi
olayı engellemek elinden gelemedi ise çünkü tersi durumunda, ne insanlık nede
kendisi, onu affetmeyecektir ) bu fotoğraf yüzlerce sayfa yazıdan çok daha
fazla etkilimi olurdu ?? diye düşünüyorum. Tarihte örneklerini gördüğümüz bu an
fotoğrafları küçük büyük herkesin görebileceği yerlere asılmalı ki insanlık bir
daha bu tür hatalara düşmesin.
İşte burada savaş fotoğrafçılarının yaptığı işin önemi bir kez daha ortaya
çıkıyor. Bazı kişilerin değerlerini hala kavrayamadıkları bu fotoğrafçılar,
kendi hayatlarını hiçe sayarak bu vahşeti tüm insanların gözleri önüne sermek
için en zor görevi üstleniyorlar. Bu yolda hayatlarını bile kaybedebiliyor veya
bedenen yada ruhen sakat kalıyorlar. Ve bu bedeli, insanların, binbir zorlukla
çektikleri o görüntülerden, ders alması için ödüyorlar.
İnsanlığın bir daha böyle acı fotoğrafların çekilmesine tanık olmaması dileğiyle
Tülin Dizdaroğlu
30 Haziran 2003
|